İnsanın ve bilgisayarın etkileşimi, arayüzler aracılığı ile gerçekleşir. Bu arayüzler, yazılımın bir işlevi olabileceği gibi, çeşitli donanım bileşenleri (çevresel bileşenler) ile de etkileşim sağlar.
Arayüz; İngilizceden çevrilmiştir. Bilgi işlemde arayüz; bir bilgisayar sisteminin iki veya daha fazla ayrı bileşeninin bilgi alışverişinde bulunduğu ortak bir sınırdır. Değişim, yazılım, bilgisayar donanımı, çevresel aygıtlar, insanlar ve bunların kombinasyonları arasında olabilir.
Arayüz (arabirim), iki sistemin birbiriyle ya da bir kullanıcının bir sistemle etkileşime geçmesini sağlayan sınır, yazılım ve/veya donanım birimidir.
Arabirimler donanım ya da yazılım tabanlı olabilir. Günümüzde insan-bilgisayar etkileşimlerinde arayüzler çoğunlukla yazılım tabanlıdır ve grafik, ses, hareket gibi etkileşim öğeleriyle zenginleştirilmiş deneyimler sunmaktadır. Yazılım tabanlı arayüzler, daha iyi deneyimler için güncellenebilir ve yeniden programlanabilirler.
KAVRAM TARİHSEL SIRASI İLE
İME (İnsan – Makine Etkileşimi, Man – Machine Interaction),
BİE (Bilgisayar – İnsan Etkileşimi, Computer – Human Interaction)
İBE (İnsan – Bilgisayar Etkileşimi, Human – Computer Interaction) biçiminde gelişmiş ve isimlendirilmiştir.
Singularity veya teknolojik tekillik; gelecekte yapay zekanın insan zekasının ötesine geçerek, medeniyeti ve insan doğasını radikal bir biçimde değiştireceğine inanılan hipotezsel noktadır.
Böyle bir zeka, insanlığın tasavvur edebileceğinden daha üstün kabiliyetli olacağından, insanlığın geleceğini öngörülemez bir hale getireceği düşünülmektedir.
Teknolojik tekillik kavramı, matematikçi ve bilim kurgu yazarı olan Vernor Vinge tarafından, modern fizikte bir kara deliğin olay ufkunun ötesinde, zaman uzay tekilliğinin öngörüsüzlüğünün kırılışına benzetilerek, süper zekanın ortaya çıkışından sonraki durumun öngörülemez oluşunu tanımlamak için kullanılmıştır.
İnsanlar bilgiyi işlemede kapasiteleri ile sınırlıdırlar ve tasarım için bu önemli bir unsurdur. İnsan etkileşimli sistemler ile ilgili bütün tartışmaların merkez karakteri insandır.
İnsan beyni, kraniyal sinirler ve omurilik sayesinde, merkezî sinir sistemini kontrol eder. Çevresel sinir sistemini yönetir ve hemen hemen insanın tüm işlevlerini düzenler. Kalp atışı, soluk alma ve sindirim gibi istemsiz eylemler, otonom sinir sistemi yoluyla farkına varmadan beyin tarafından yönetilir. Düşünce, mantık ve soyutlama gibi daha karmaşık zihinsel eylemler ise bilinçli olarak beyin tarafından yönetilir.
İnsan beyni ortalama 1,5 kg ağırlığındadır. Kişiden kişiye, 1130 ile 1260 cm3 olarak değişen hacme sahiptir. İnsan beyninde yaklaşık 86 milyar nöron vardır.
Beyin canlı iken yani kan dolaşımına sahipken oldukça yumuşak bir yapıdadır. Gri maddeden oluşur.
BEYNİN İŞLEVLERİ :
Duyu organlarından gelen uyarılar değerlendirilir.
Problem ve olaylar düşünülür, çözülür.
Öğrenme faaliyeti ve hafıza olgusu sağlanır.
Acıkma, susama, uyku, uyanıklık faaliyetleri düzenlenir.
Kan basıncı ve vücut sıcaklığı düzenlenir.
Hormonların salgılanma zamanı belirlenir.
Beyin iki yarı küreden (korteks) oluşur. Bu korteksler hem fizikî hem de fonksiyonları açısından birbirinden farklıdır. Bir bilgisayar ile karşılaştırırsak, beynin sağ korteksi paralel işlemci gibi Sol korteksi ise seri işlemci gibi çalışır. Bu iki korteks birbirlerine “corpus collosum” adı verilen ve yaklaşık 300 milyon sinir lifinden (akson) oluşan bir bağlantı demeti ile bağlanır.
Her iki korteks de bilgileri işler ancak bilgileri farklı şekilde işledikleri için farklı biçimlerde düşünürler. Beynin sağ lobu bütünüyle şu ana yoğunlaşmış durumdadır. Yani, herhangi bir yer ve zamanda o an ne yapıyorsanız ona dairdir. Örneğin, bu satırları okurken bulunduğunuz yerin koku, sıcaklık ve ışık oranını sağ beyniniz ile algılarsınız.
Sol korteks ise tamamen geçmiş ve gelecekle ilgili olan bölümdür. Sol korteks, sağ korteks tarafından algılanan şu ana ait o bilgilerin içindeki ayrıntıları yakalar ve bu ayrıntıları daha da derinleştirir. Yani, duyu organlarımızdan gelen ve sağ kortekste anlamlandırılan bilgiyi sınıflandırıp düzenler. Bunun sonucunda da geçmişte deneyimlediğimiz her şeyle ilişkilendirir ve bütün ihtimalleri geleceğe aktarır.
Yapay zeka çalışmaları genellikle insanın düşünme yöntemlerini analiz ederek bunların benzeri yapay yönergeleri geliştirmeye yöneliktir.
İnsansı yapay zekanın nasıl üretilebileceği, ne tür bir yol izlenmesi gerektiği önümüzdeki günlerde daha belirgin hale gelecektir.
İnsan ve bilgisayar iletişimi ve insan-bilgisayar etkileşimi geleceğe damga vuracak en önemli konuların başında gelmektedir.
Bir robotun hiç bir zaman kekelemeyeceğini veya takılmayacağını düşündüğümüzde, insan ile robotu ayırabilecek en kuvvetli kelimenin ve ayrıt edici özelliğin şuan için Sevgi olduğu unutulmamalıdır.
KİM KAZANACAK: İNSAN MI, YAPAY ZEKA MI?
HOMO SAPİENS SAPİENS; İnsan türünün bilimsel adı. Düşündüğü üzerine düşünen insan.
Zeka; kısa süreli problem çözme yeteneğiyken, akıl uzun süreli problem çözme yetisidir.
Yapay zeka, insan gibi düşünmeyi öğrenemezse, yapay zekanın sezgileri olmazsa, yapay zeka neden-sonuç ilişkisindeki tek yönlülüğü kavrayamazsa ve olaylara sadece matematik verisi olarak bakarsa, gerçeği görebilir; ama hakikati gözden kaçırır.
Unutulmamalıdır ki İnsan olmayı çözmeden insan kadar zeki yapay zeka geliştirmek imkansızdır.















